taraf

taraf
"1. side; part, portion; area, region; direction: Sandığın üst tarafı ceviz. The top part of the chest is walnut. Şehrin o tarafında oturuyor. She lives over in that part of town. Ne taraftansın? What part of the country are you from? Fatih taraflarında bir yerde oturuyor. He lives somewhere in the neighborhood of Fatih. Seni her tarafta aradım. I´ve been looking for you everywhere. Boğaz´ın Asya tarafında on the Asian side of the Bosphorus. Sağ tarafına bak! Look to your right! Rüzgâr ne taraftan esiyor? What direction´s the wind blowing from? Nehir tarafına doğru gidiyordu. He was heading towards the river. 2. party (to a contract, in a legal proceeding); litigant. 3. side (one particular side, position, or group as opposed to another): işin kötü tarafı the unpleasant side of the matter. Bizim taraf maçı kazandı. Our side won the match. Onun baba tarafında delilik var. There´s madness on his father´s side of the family. O meseleye ne taraftan bakarsan bak halledilmesi imkânsız. No matter how you look at it, that problem remains insoluble. Herif bir taraftan parasızlıktan yakınıyor, öbür taraftan kalkıp karısına kürk manto alıyor! The fellow complains about his lack of money, and then he ups and buys his wife a fur coat! öte taraftan on the other hand. 4. used in formal language to show the agent of a passive verb: Bu nişan büyük babama padişah tarafından ihsan edilmiş. This medal was bestowed on my grandfather by the sultan. Ancak belediye encümeni tarafından onaylanmış ruhsatlar geçerli sayılacaktır. Only those permits which have received the approval of the municipal council will be deemed valid. 5. used in formal language to indicate a person: Merhum zevcinizin evrakı tarafınıza gönderilmiştir. The papers of your late husband have been forwarded to you. 6. behalf: Dayım tarafından geliyorum, sizden bir ricası var. I´ve come on behalf of my uncle to ask a favor of you. 7. used with an adjective: Ucuz tarafından bir ayakkabı istiyorum. I want a cheap pair of shoes. Bunları ucuz tarafından aldın, değil mi? You bought these on the cheap, didn´t you? -a çıkmak/olmak /dan/ to be for (someone); to side with (someone). - taraf here and there, in various places: Bugün İstanbul´a taraf taraf yağmur yağdı. We´ve had scattered showers in Istanbul today. - tutmak to take sides. -ını tutmak /ın/ to side with."

Saja Türkçe - İngilizce Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • taraf — TARÁF, tarafuri, s.n. 1. Mică formaţie muzicală (de lăutari), care cântă muzică populară; tacâm (II 2). 2. (înv.) Gaşcă, clică. – Din tc. taraf. Trimis de ana zecheru, 13.09.2007. Sursa: DEX 98  TARÁF s. (muz.) (pop.) bandă, trupă, (înv. şi reg …   Dicționar Român

  • Taraf — Beschreibung Überregionale Tageszeitung Fachgebiet Pol …   Deutsch Wikipedia

  • taraf — ● taraf nom masculin Petit ensemble de musiciens tsiganes jouant surtout des instruments à cordes …   Encyclopédie Universelle

  • Taraf — Infobox Newspaper name = Taraf caption = type = Daily newspaper format = Broadsheet foundation = 2007 circulation = 24,000 45,000 [ [http://www.netgazete.com/ratingtiraj/tiraj.htm Tiraj] , Netgazete ] owners = Basar Arslan publisher = Alkım… …   Wikipedia

  • taraf — is., Ar. ṭaraf 1) Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri Dört tarafı kesme billur kapaklı bir eski saat... R. H. Karay 2) Yön, yan, doğrultu Deniz tarafındaki çayırdan bir sürü koyun geçiyor. M. Ş. Esendal 3) Yöre, yer Üsküdar… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • Taraf —    The name of Arabic origin given to village bands in Romania. Many of the tarafs are Gypsies, such as Taraful Soporu de Cimple, Taraf de Carancebes (from Banat), and Taraf de Haidouks …   Historical dictionary of the Gypsies

  • taráf — s. n., pl. taráfuri …   Romanian orthography

  • Taraf —    In the early phase of the Delhi sultanate, tarafs were subdivi sions of the larger territories of vilayats. In the Bahmani kingdom, this term applied to provinces. It was divided into four tarafs admin istered by provincial commandants… …   Historical dictionary of Medieval India

  • taraf — (A.) [ فﺮﻃ ] 1. yön. 2. ülke. 3. muhatap iki kişiden her biri. 4. yer …   Osmanli Türkçesİ sözlüğü

  • TARAF — Yan, yön. * Yer, memleket, ülke. Kıt a. * Taraftarlık, sahip çıkmak, korumak. * Aralarında anlaşmazlık bulunan iki kişiden veya iki topluluktan her biri …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • Taraf de Haidouks — Taraf de Haïdouks Taraf de Haïdouks Pays d’origine  Roumanie Gen …   Wikipédia en Français

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”